Pulmoner Emboli Farkındalığı

Dün akşam acilde nöbetçi doktor arkadaş hasta danışmak için telefon etti. Hastane çalışanlarından birinin 79 yaşındaki annesi çarpıntı ve nefes darlığı şikayetleriyle ile acile başvurmuş. Geldiğinde kan basıncı 130/70 mmHg civarında, kalp atımı 130 vurum/dakikaymış. EKG’si bana söylendiği kadarıyla hızlı ventrikül yanıtlı atriyal fibrilasyon gösteriyormuş.

Yarım ampul diltiazemden sonra kalp atımı 100 civarına gerilemiş. Türk acillerinde geleneksel olduğu üzere her derde deva damar yolu açılıp yaklaşık bir litre %0.9 NaCl verildikten sonra hastanın %96 olan oksijen satürasyonu %89′a düşmüş. Satürasyonun düşmesi üzerine 40 mg furosemide IV verilmiş. Bu sefer de kan basıncı 100/50 mmHg seviyelerine inmş. Satürasyonda bir düzelme olmamış.

Yapılan tahlillerde hafif CK-MB yükselmesi ve karaciğer fonksiyon testlerinde bir miktar (x2) yükselme belirlenmiş. Posteroanterior akciğer grafisi normal sınırlardaymış. Sıvı yüklenmesi veya pnömoni düşündürecek bulgusu yokmuş. İdrarda da enfeksiyon bulgusuna rastlanmamış.

Yukarıdaki senaryoyu duyan her doktor ayırıcı tanısında hemodinamik destablizasyona neden olan supraventriküler taşiaritmi ve pulmoner emboliyi aklına getirmeli. Acildeki arkadaşa soruyorum “Homan bulgusu var mı?” diye.

Sonra açıklamak zorunda kalıyorum Homan bulgusunun ne olduğunu. “Yok, teyze rahat yürüyor zaten,” diye cevap veriyor. Homan pozitif bireyler tekerlekli sandalye ile dolaşırlar genelde ya! İç geçiriyorum.

Çalıştığım hastaneyi de biraz tanımanız gerek. Burası hastane değil kocaman bir kandırmaca. Hastanede mecburi hizmetle atanmış doktorlar dışında 21. yüzyılda olduğumuzu hatırlatacak herhangi bir özellik bulunmamakta.

En gelişmiş görüntüleme yöntemimiz 1895 yılında keşfedilen röntgen cihazı! Bir de Nuh zamanından kalma ultrason cihazımız var. Film okuyacak radyoloğumuz filan da yok.

Laboratuarımızda yapılabilen testlerin sayısı bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Aynı örneğin tekrar analiz ettiğinde alakasız sonuçlar üretebilen tutarsız bir laboratuar olduğunu da eklemek zorundayım. Ne kan gazı ölçüp A-a gradyanı hesaplama imkanı, ne basit bir lateks D-Dimer kitimiz var. Protrombin zamanı, aktive parsiyel tromboplastin zamanını yalnız Pazartesi ve Perşembe günleri yapabiliyoruz!

Nöbetçi arkadaşa hastanın pulmoner emboli riskinin yüksek olduğunu ve hastanın oksijen satürasyonunu, kan basıncını düşürebilecek bir embolinin masif olabileceğini anlatmaya çalışıyorum. Bağlı bulunduğumuz ildeki bir hastanede spiral CT ile tarama yapılması gerektiğini ama yola çıkmadan önce 1.5 mg/kg’dan enoxaparin yapmalarını söylüyorum.

Yaklaşık yarım saat sonra hastanın oğlu arıyor, “Burada yatırsak olmaz mı?” diye soruyor. “Sonuçlarına katlanmaya hazırsan bence bir sakıncası yok,” diyorum. Bir de bu kişiye anlatıyorum pulmoner embolinin ne olduğunu, nelere yol açabileceğini. Zor da olsa, istemeyerek de olsa anlıyor. Anlamak zorunda bırakıyorum.

Hastanın oğlu bu sabah şehirden aradı. “Ne oldu, ne yaptınız?” dedim. “Kardiyolojiye gittik,” diye cevap verdi, “Ekokardiyogram çekildi, pulmoner emboli riski yok dediler.” Bilgisayarlı tomografi çekilmemiş olmasına anlam veremiyorum ama burası Türkiye.

Ekokardiyografi raporunu bana okumasını rica ediyorum. Aort kapak yetmezliği bulgularından bahsediyor. Pulmoner emboli şüphesi ile istenen bir ekokardiyogramda sağ ventrikül fonksiyonuna ilişkin bir tek kelime bile yok. Burası Türkiye ve ne yazık ki tıp fakültesinde çalışan kardiyolog arkadaşlar bile sıfıra yakın pulmoner emboli farkındalığına sahipler. Pulmoner emboli uçarak gelip yüzlerinin ortasında çarpsa farkına varamayacaklar yani.

YouTube Preview Image

Çok eskiden Türkiye’den alınan tıp diplomalarının üzerine “sadece şarkta geçerlidir” ibaresi konulurmuş. Bence o ibare geri gelmeli ve hatta şimdiden sonra başına “çok mecbur kalınırsa” eklenmeli.

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , ,
Kalıcı Bağlantı: http://www.mehmet.com/2009/07/19/pulmoner-emboli-farkindaligi/

“Pulmoner Emboli Farkındalığı” Girdisine 2 Tepki Var

  1. Başak ÖZBİLEN

    Merhabalar,

    Öncelikle doğum sonrası pulmoner emboli teşhisi konmuş ve tedavi görmüş biri olarak yorumlarınıza son derece katıldığımı belirtmek isterim.
    Bana da doğum yaptığım hastanede solunum anlamında bir çok sıkıntı yaşamış olmama rağmen herhangi bir kontrol yapılmadı, aksine bu sıkıntıların lohusa sendromu olarak belirtildiği oldu. Her ihtimale karşı yapılan kan testim sonucunda normal sınırını ciddi anlamda aşmış olan trombosit değerimi bile doktor fenerbahçe maçından daha az önemli bulmuş olmalı ki sonuçlarımı kontrol için gittiğimde, doktorum maça gitmek üzere hastaneden erken ayrılmıştı.

    Sevgili annem, yine annelik iç güdüleriyle hareket ederek, duruma acilen el koymuş olmasaydı, belki de ben şu anda size bu satırları yazamayacaktım. Neyse ki Siyami Ersek Kalp ve Göğüs Hastalıkları Hastanesi bu konuda oldukça iyi ve hiçbir açığa meydan vermeden tüm olasılıkları değerlendirerek acil müdahalede bulunuyorlar. Benim şansım herşeyden önce küçük bir emboli atmış olmasıydı belki bu sayede başka bir doktora ulaşabilecek vaktim olabildi. Ancak maalesef herkes benim kadar şanslı olmayabiliyor. Tüm hastaneleri ve hekimleri bu konuda daha duyarlı ve bilgili olmaya davet ediyorum. İnsan hayatı bu kadar ucuz olmamalı!

  2. DİLEK

    mrb
    bende emboli hastasıyım ve şuan hastanede yatıyorum nete bekleme salonundan bağlanıyorum.1 ay önce yattım ve teşhisim o zaman konuşdu.ölü doğımımdan sonra kullandığım oks hapı ve hareketsiz yaşam genetğimde olan bu hastalığı uyandırdı.herçekte zor bir hastalık.değerlerin çıkması da inmesi de zor.geçen ay nefes darlığı ile aciden yattım çok yüksek çıktı 4 gün önce de çok düşmesinden ve hala hastanedeyim.Allah herkese kolaylık acil şifalar versin.ne yapacam nasıl davrancam bilemiyorum bazen…

RSSYorumlar için RSS

Yorum Yazın

Saygı sınırlarını aşan ve bozuk Türkçe ile yazılmış yorumlar yayınlanmayacaktır.

© mehmet.com