mehmet.com
tıp günlüğü
Kaç Dakika Yeter?
Doktorunuzla geçirdiğiniz süreyi belirlemek elinizde olsa, sormak istediklerinizi sorabilmek, bu sorulara doyurucu yanıtlar almak, özetle doktor ziyaretinizden büyük oranda tatmin olmuş olarak ayrılmak için kaç dakikaya ihtiyacınız olurdu?
Back-story…
Türkiye genelinde insanlarımızın doktorlarıyla ne kadar zaman geçirebildiği konusunda az da olsa bir fikrim oldu daha önce yayınladığım bir anket sayesinde. Bugün itibariyle ankete katılan 148 kişinin %85′i doktorlarıyla geçirebildikleri ortalama zamanın 10 dakika altında olduğunu ifade ediyor.
Malpraktis konusunun Türkiye sağlık gündemine oturduğu bir dönemde altını çizmek gereken bir bilgi… Amerika’da uzmanlık eğitimine başlamadan önce bütün asistanlara verilen oriyantasyon eğitiminin bir bölümü malkpraktis konusundadır.
Malpraktis eğitiminde asistanlara davaları önlemenin yolunun iyi iletişimden geçtiği öğretilir. Bilimsel araştırmalar, hasta ve hasta yakınlarının iyi iletişim kurabilen doktorları dava etme ihtimalinin çok daha düşük olduğunu göstermiştir çünkü. Ancak iyi ve doğru iletişim kurabilmek zaman ve eğitim gerektirir.
Hastaların %63′ünün doktorlarıyla 5 dakikadan az zaman geçirdiğini ifade ettiği ülkemizde bırakın iyi iletişimi hastanın öyküsünü dinlemek, sorun-odaklı fizik muayene gerçekleştirmek, tedavi planlamak, planı hastayla paylaşmak ve hastanın takibe iknasını sağlamak, dolayısıyla hastaların tatmini imkansız gibi.
Bahsettiğim sebepler ve diğer pek çok nedenden hasta tatminsizliğinin son derece yüksek olduğu Türkiye’de malpraktis sigortası alanı iştahlarını kabartan sigorta şirketlerinin uzun vadede çok da karlı olmayacak bir işe yeltendiğini düşünüyorum nacizane. Bakalım önümüzdeki günler ne gösterecek.
SGK Anlaşmalı Özel Hastaneler Ne Kadar Özel?
Bu sefer sorum basit ve alabildiğine yoruma açık…
Başbakanın Tavrı Kafanızı Karıştırdı Mı?
Doktorla Kaç Dakika Geçirdiniz?
2005 yılına ait U.S. News & World Report verilerine göre Amerika Birleşik Devletlerinde doktorlar poliklinik hizmeti sunarken her hastayla ortalama 21 dakika geçiriyorlarmış. 1997 yılında bu rakam hasta başına 18 dakikaymış.
İçeriden bakan yabancı olarak şu soruyu anketleştirmeden edemeyeceğim. En son bir devlet hastanesi polikliniğine gittiğinizde doktorla yaklaşık kaç dakika geçirdiniz?
Konuyla ilgili düşüncelerinizi bu girdiye yorum olarak yazabilirsiniz.
Medyanın Yarattığı Panik Domuz Gribi (H1N1) Aşısına Karşı Tutumumuzu Nasıl Etkiledi?
Eylül sonundan bu yana tüm yayın organlarında domuz gribi (H1N1) ve H1N1 aşısı ilgili kesintisiz yayın yapılıyor. Tanıdığım hemen herkes bu haberlerin kafalarını karıştırmaktan başka fayda sağlamadığını söylüyor.
Medya mesnetsiz haberlerle zaten ziyadesiyle hassas toplumsal panik butonumuza basmadan önce bir anket yapmış ve site ziyaretçilerine H1N1 Aşısı Olacak Mısınız? diye sormuştum.
Geçtiğimiz günlerde de aynı anketi Aynı Soru, Değişen Koşullar: H1N1 (Domuz Gribi) Aşısı Olmak İstiyor Musunuz? başlığı altında tekrarlamıştım. Sonuçlar aşağıda.
İlk Anket (Pre-Panik)
İlk ankete katılan 210 kişiden 46’sı aşı olmak istediğini, 90′ı aşı olmayacağını ve 74′ü henüz kararsız olduğu yönünde oy kullanmıştı.
Aşı konusunda kesin kararını vermiş kişilerin (olacağım; n=46 + olmayacağım; n=90) %34′ü (46/136) aşı olmak istediğini söylüyordu.
Aynı ankette, aşı konusunda henüz kararsız olan 74 kişinin toplam katılıma (olacağım; n=46 + olmayacağım; n=90 + kararsızım; n=74) oranı ise %35′di (74/210).
İkinci Anket (Post-Panik)
Ülkece paniğe kapıldıktan sonra yaptığım ikinci anketi ise merakıma yenilerek 54 kişi oy kullandıktan sonra kapattım.
Bu ankete katılanların 11′i aşı olmak istediğini, 28′i aşı olmayacağını ve 15′i henüz kararsız olduklarını belirtti.
Son kararını vermiş kişilerin (olacağım; n=11 + olmayacağım; n=28) %28′i (11/39) aşı olmak istediğini söylüyordu.
Panik sonrası ankette kararsız olan 15 kişinin toplam katılıma (olacağım; n=11 + olmayacağım; n=28 + kararsızım; n=15) oranı ise %28′di (15/54).
İstatistiksel Yöntem
Fisher’s exact test ile karşılaştırma yapıldı. OR ve %95 CI şu araç ile hesaplandı.
İstatistiksel Analiz
Panik başladıktan sonra aşı olmaya niyetli kişilerin oranında %5.61′lik mutlak (%16.59 göreceli) azalma görülmekle beraber bu azalma istatistiksel anlam ifade etmiyor (P = 0.56; OR = 1.3, %95 CI 0.59 – 2.86).
Panik dalgasından sonra aşı konusunda kararsız kişilerin oranında da %7.46′lık mutlak (%21.16 göreceli) azalma olmuş ancak bu azalma da istatistiksel olarak anlamlı değil (P = 0.34; OR = 1.4, %95 CI 0.73 – 2.73).
Sonuçlar
Aşıya Olumlu Bakanların Sayısında Azalma Olabilir
Kapıldığımız panik sonrasında aşı olmayı düşünen kişilerin sayısında mutlak ve oransal (sırasıyla %5.61 ve %16.59) azalma göze çarpsa da, azalma bu örnekleme boyutunda istatistiksel olarak anlamlı değil.
Aşı Konusunda Kararsız Olanların Sayısında Azalma Olabilir
Panik sonrasında kararsızların sayısında da mutlak ve oransal azalma (sırasıyla %7.46 ve %21.16) görülüyor ancak yine bu örnekleme boyutunda azalma istatistiksel anlam taşımıyor.
Oransal Düşüşlerin İstatistiksel Anlamsızlığı
Gözlemlenen eğilimlerin istatistiksel olarak anlamsız olması büyük olasılıkla örnekleme boyutu ile ilgili. Benzer bir anket daha büyük popülasyon üzerinde tekrarlansa bahsedilen sayısal azalmalar pekala anlamlı bulunabilir.
Çıkarım
Aşı olmak isteyenlerin ve kararsızların oranındaki paralel olarak nitelendirilebilecek azalma eğilimi, aşı konusunda kararsız kişilerin “aşı olmama” yönüne kaydığını düşündürüyor.
Bu sonuçlar ışında, domuz gribi ve H1N1 aşısı çevresinde yoğunlaşan bilgi kirliliğinin, aşıya karşı toplumsal tutumuzu olumsuz yönde etkilediği çıkarımına ulaşmak mümkün.


