mehmet.com
tıp günlüğü
Osteoporoza Bağlı Kırık Riskini Hesaplamak İçin Yeni Bir Algoritma: QFractureScores
Dünya Sağlık Örgütünün osteoporoza bağlı kırık riski hesap algoritması FRAX‘tan sonra bir risk hesaplayıcı da İngiltere’den geldi. Algoritmayı geliştiren araştırıcıların FRAX’a göre kimi teknik üstünlükleri olduğunu savunduğu QFractureScores’u kullanarak osteoporoza bağlı kırık riski yüksek hastalarınızı erkenden belirleyip önleyici girişimlerde bulunmanız mümkün.
QFractureScores hesaplamak için http://www.qfracture.org/ adresindeki formu kullanabilirsiniz.
Kaynak
Levotiroksinin Alındığı Saat TSH Seviyelerini Etkiliyor
Journal of Clinical Endocrinology and Metabolism’da yayınlanan bir araştırma, levotiroksini (T4) sabah kahvaltısından bir saat önce aç karnına almanın ilacın biyoyararlılığı artırdığı ve TSH seviylerinde değişkenliği azalttığını göstermiş.
Araştırma, levotiroksinin alınma saati ve aç karnına veya tok karnına alınmasının kan TSH konsantrasyonları üzerine etkisini inceleyen ilk çalışma olması bakımından önemli.
Levotiroksin, toksik-terapötik aralığı dar bir ilaç ve hamilelikte, yaşlılarda, tiroid kanseri, kalp hastalığı, osteoporoz gibi çeşitli klinik durumlarda spesifik TSH hedeflerini tutturmanın önemi büyük.
Projede ilacı yatmadan önce (son öğünden asgari iki saat sonra)¹, tok karnına (kahvaltıdan sonraki 20 dakika içinde)² ve sabah aç karnına (kahvaltıdan asgari bir saat önce)³ alan üç hasta grubunda bahsedilen stratejilerin etkileri karşılaştırılmış.
Birincil sonlanımın olarak kan TSH konsantrasyonunun seçildiği projede, katılımcılar en az iki yıl süreyle takip edilmiş ve sekiz haftada bir sabah saat 8:00′da TSH düzeyleri ölçülmüş.
Çalışma sonunda gruplarda hesaplanan ortalama TSH konsantrasyonları aşağıdaki tabloda görülebilir.
| İlacın alınma saati | Ortalama TSH Konsantrasyonu |
|---|---|
| ¹ Yatmadan önce | 2.19 mIU/L |
| ² Sabah tok karnına | 2.93 mIU/L |
| ³ Sabah aç karnına | 1.06 mIU/L |
Kaynak
Bach-Huynh T, et al. Timing of Levothyroxine Administration Affects Serum Thyrotropin Concentration. J Clin Endocrinol Metab. 2009;94(10):3905-3912.
Sağlık Bakanlığından Süt Kampanyası
Sağlık Bakanlığı “Osteoporozdan Korunmak İçin.. Sağlık İçin.. Sağlıklı Süt İçin Programı” isimli süt tüketimine özendirici bir proje başlatmış. Sütün yararlı mı zararlı mı olduğu konusu kesinlik kazanmış bir durum değil aslında.
Bir zaman önce PETA’nın şu sayfasında okumuştum. Süt ile ilgili ilginç bulduğum bazı bölümleri yorumsuz tercüme ediyorum… Bilimsel referansları o sayfada bulabilirsiniz.
İnsandan (ve insanların beslediği evcil havyanlardan) başka hiçbir canlı türü bebeklik döneminden sonra süt içmediği gibi başka bir canlı türünün sütünü tüketmemektedir. İnek sütü, dört mideli ve birkaç ay gibi kısa bir sürede yüzlerce kilo alan buzağıların beslenme gereksinimlerini sağlayacak bileşimdedir. Buzağılar iki yaşında 500 kiloya ulaşabilmektedir.
Amerikan Gastroenteroloji Birliğine göre inek sütü bebek ve çocuklarda gıda alerjilerinin önde gelen sebeplerinden. Barsak epitelimizde laktaz üretimi iki yaşından itibaren azalmaya başlar. Laktaz, sütteki laktozun sindirimini sağlayan enzimdir. Laktazın azalması süt ve süt ürünlerinin tolere edilememesine, yani laktoz intoleransına neden olur.
Laktoz intoleransı şişkinlik, gaz, karında kramplar, bulantı, başağrısı, döküntüler ve astım ile ortaya çıkabilmektedir. Bazı araştırmalar, çocuklarda otizm ve şizofreninin patogenezinde vücudun kazein isimli süt proteinini sindirememesinin rol oynayabileceğini göstermektedir. Bir araştırma, sütsüz diyete geçirilen çocuklarda belirtilerin azaldığına da işaret etmiştir.
İngiltere’de yapılan bir araştırma, aritmi, astım, kronik başağrısı, kronik bitkinlik ve sindirim sistemi şikayetleri olan hastaların sağlığında diyetten sütün çıkarılmasıyla “anlamlı ve tama varan iyileşme” görülebildiğini ortaya koymuştur.
Amerikalı kadınlar inanılmaz miktarda kalsiyum tüketmelerine rağmen Amerika osteoporozun en fazla olduğu ülkedir. Aksine, Amerikalıların yarısı kadar kalsiyum (çoğu bitkisel kaynaklardan) tüketen Çin’de osteoporoz sıklığı çok düşüktür. Kimi çalışmalar süt tüketiminin osteoporozdan korumaktansa osteoporoz riskini artırabileceğini düşündürmektedir.
34-59 yaşları arasında 77.000′den fazla kadının süt tüketimi alışkanlıklarının da incelendiği Harvard Nurses’ Study isimli araştırmada günde iki bardak ve üzeri süt içen kadınların kırık riskinin günde bir bardak ve altında süt tüketen kadınların kırık riskinden fazla olduğu görülmüştür.
Kaynakça
“PETA Media Center > Factsheets > Milk: A Cruel and Unhealthy Product,” http://www.peta.org/mc/factsheet_display.asp?ID=98.
Bisfosfonatlar ve Kemik Dansitometresi
British Medical Journal’da yayınlanan bir çalışma, bisfosfonatlar ile tedaviye başlandıktan sonra erken dönemde tedavi etkinliğini takip amaçlı rutin kemik yoğunluğu ölçümü yapmanın pahalı ve yersiz olduğunu gösteriyor.1
FIT çalışması verisinin ikincil analizi, bisfosfonat kullanan kişilerde tedavinin ilk üç yılında ardışık kemik yoğunluğu ölçümlerinin plasebo ve tedavi kolu arasındakinden bile fazla değişkenlik gösterdiğini ortaya koydu.2
İkincil analizde kemik yoğunluğunda klinik fayda ifade edecek (0.019 g/cm2) artışın üç yıl tedavi sonunda hastaların %97.5′inde görülebildiği hesaplanmış.
Dergiye görüşlerini sunan uzmanlar, bahsedilen değişkenlikten ötürü ölçümlerin 3 yıldan önce tekrarının lüzumsuz tedavi değişikliklerine ve kaynak israfına neden olabileceğini vurgulamışlar.
Kaynakça
- Katy J L Bell et al., “Value of routine monitoring of bone mineral density after starting bisphosphonate treatment: secondary analysis of trial data,” BMJ 338, no. jun23_2 (June 23, 2009): b2266.
- D M Black et al., “Randomised trial of effect of alendronate on risk of fracture in women with existing vertebral fractures. Fracture Intervention Trial Research Group,” Lancet 348, no. 9041 (December 7, 1996): 1535-1541.
RECORD Çalışması Sonuçları Açıklandı
Rosiglitazone kullanımına bağlı kardiyovasküler sonlanımları araştıran post-marketing araştırması RECORD’ın (Rosiglitazone evaluated for cardiovascular outcomes in oral agent combination therapy for type 2 diabetes) sonuçları dün Lancet’de yayınlandı.1
Rosiglitazone etken maddesini içeren Avandia®, Avandamet® ve Avandaryl®’in üreticisi GlaxoSmithKlein’ın (GSK) sponsorluğunda gerçekleştirilen çalışmanın sonuçları eşzamanlı olarak American Diabetes Association’ın New Orleans’da yapılan toplantısında da sunuldu.
RECORD verisinin nihai (ve oldukça kusurlu) istatistiksel analizi ilacın kalp yetmezliği ve kadınlarda fraktür riskinde önemli artışa neden olduğunu gösteriyor. İlaç, miyokard enfarktüsü riskinde de istatistiksel anlam taşımayan artışa yol açıyor.
Yukarıda saydığım bulgulara rağmen RECORD araştırmacıları “kalp hastalığına bağlı ölüm” bileşik sonlanımın artmayışından yola çıkarak ilacın kardiyovasküler açıdan güvenli olduğu gibi yanıltıcı ve neresinden bakarsanız bakın doğru olmayan bir sonuca ulaşmışlar.
2007 yılında NEJM’da rosiglitazone molekülünün miyokard enfarktüsü ve kalp hastalığına bağlı ölüm riski ile ilişkisini sorgulayan bir meta-analiz yayınlayan Dr. Steven E. Nissen, ilacın miyokard enfarktüsü riskini %43 artırdığını hesaplamıştı.2
American Diabetes Association toplantısında sunulan sonuçları değerlendiren Nissen, RECORD çalışmasının 2007 yılında açıklanan ara raporunda, çalışma başlangıcında rosiglitazone koluna atanan hastaların %30′unun ilacı bıraktığının belirtildiğini hatırlattı.
Dün yayınlanan kesin sonuçlarda başlangıçta rosiglitazone koluna atanan hastaların ne kadarının çalışma sonuna dek ilacı almaya devam ettiğinin açıklanmamasını da (%40 civarında olduğu tahmin ediliyor) eleştiren Nissen, “deneklerin ne kadarının ilacı kullandığını bilmeden güvenlik konusunda sonuca ulaşılamayacağını” da sözlerine ekledi.
American Diabetes Association ve European Association for the Study of Diabetes geçtiğimiz yıl ortak yayınladıkları Management of Hyperglycemia in Type 2 Diabetes başlıklı fikirbirliği metninde de, elde kesin veri olmamasına rağmen pioglitazone molekülünün daha güvenli olabileceği ifade ediliyor.3
FDA, RECORD çalışmasının tasarımındaki kusurlar yüzünden GSK’dan rosiglitazone molekülünün kardiyovasküler güvenliği ile ilgili başka bir çalışma düzenlemesini istemişti. TIDE adı verilen bu çalışmada ayrıca rosiglitazone ve pioglitazone molekülleri güvenlik açısından karşılaştırılacak.
Kaynakça
- “Rosiglitazone evaluated for cardiovascular outcomes in oral agent combination therapy for type 2 diabetes (RECORD): a multicentre, randomised, open-label trial : The Lancet,” http://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736(09)60953-3/fulltext.
- Steven E. Nissen and Kathy Wolski, “Effect of Rosiglitazone on the Risk of Myocardial Infarction and Death from Cardiovascular Causes,” N Engl J Med 356, no. 24 (June 14, 2007): 2457-2471.
- David M. Nathan et al., “Management of Hyperglycemia in Type 2 Diabetes: A Consensus Algorithm for the Initiation and Adjustment of Therapy,” Diabetes Care 31, no. 1 (January 2008): 173-175.