Ara   

Etiket Arşivi: “psikiyatri”

Prenatal Antiepileptik - Otizm İlişkisi

Hamilelik döneminde antiepileptik ilaç (spesifik olarak valproik asid) kullanımı otizm spekturumu bozuklukları ile ilişkilendirildi.

Kaynakça

  1. R. L Bromley et al., “AUTISM SPECTRUM DISORDERS FOLLOWING IN UTERO EXPOSURE TO ANTIEPILEPTIC DRUGS,” Neurology 71, no. 23 (2008): 1923-1924.
  2. “Prenatal Antiepileptic Drug Exposure Linked to Autism Spectrum Disorders - Physician’s First Watch,” http://firstwatch.jwatch.org/cgi/content/short/2008/1202/1?rss=1.

Etiketler: , , , , , , ,

ACP’den Antidepresanlarla ilgili Guideline

American College of Physicians (ACP) ikinci-nesil antidepresanların depresyon tedavisinde kullanımıyla ilgili bir guideline yayınladı. Guideline hazırlanırken geçtiğimiz otuz yıl içinde 12 farklı ikinci-nesil antidepresan üzerinde yapılan araştırmaların sonuçları incelenmiş.

İkinci-nesil antidepresanlarla (bupropion, citalopram, duloxetine, escitalopram, fluoxetine, fluvoxamine, mirtazapine, nefazodone, paroxetine, sertraline, trazodone, ve venlafaxine) ilgili veri incelendikten sonra varılan sonuçlar şöyle özetlenebilir:

• İncelenen ilaçların tümü aynı derecede etkili olduğundan aralarında tercih yaparken yan-etki profilleri, maliyetleri ve hasta tercihleri dikkate alınmalıdır.

• Hastanın durumu sık sık yeniden değerlendirilmeli, ilk değerlendirme ilaç tedavisine başladıktan iki hafta sonra gerçekleşmelidir.

• İki aylık tedaviden sonra ilaç tedavisine olumlu yanıt alınamıyorsa tedavi modifiye edilmelidir.

• Majör depresyonun ilk atağı başarıyla tedavi edilkdikten sonra ilaca altı ay kadar daha devam edilmelidir. İki ya da daha fazla atağı olan hastalarda ise tedavi çok daha uzun tutulmalıdır.

Kaynakça

Using Second-Generation Antidepressants to Treat Depressive Disorders: A Clinical Practice Guideline from the American College of Physicians. Ann Intern Med 2008; 725-733. tam metin | pdf

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , , , , , ,

Homosistein - Alzheimer Bağlantısı

Alzheimer hastalarında kan homosistein seviyelerinin normal popülasyona oranla yüksek olduğu, folik asid ve B vitamini takviyesinin de homosistein düzeylerini düşürdüğü artık iyi bilinen iki konu.

Alzheimer hastalarında B vitamini takviyesiyle homosistein seviyesini düşürmenin kognitif gerileme üzerine etkisini irdelemek isteyen biliminsanları, çok merkezli bir randomized controlled trial düzenlemişler.1

Araştırmaya orta ve ileri derece Alzheimer hastalığı olan 409 kişi katılmış. Hastaların %60′ına 18 ay boyunca günde 5 mg folik asid, 25 mg B6, ve 1 mg B12 vitamini, %40′ına ise eşdeğer plasebo verilmiş.

18 ay sonunda çalışmaya katılan Alzheimer hastalarında belirtilen B vitamini kokteyli ile homosistein seviyeleri anlamlı şekilde azalmış ancak kognitif gerileme hızında (ADAS-cog ile takip edilmiş2) plaseboya göre bir azalma gözlenmemiş.

Kaynak

  1. High-Dose B Vitamin Supplementation and Cognitive Decline in Alzheimer Disease [doi:10.1001/jama.300.15.1774]
  2. A new rating scale for Alzheimer’s disease [PMID: 6496779]

Etiketler: , , , , , , , , , , , , , ,

Otizm Platformu’nun Yanıtı

Mayıs ortalarında ücretsiz gazete Gaste’de Otizm Platformu’nun sağladığı verilere dayanılarak yapılan “Türkiye’de her 150 çocuktan biri otistik” başlıklı haberi konu alan bir girdi yazmışım.

O girdide haberin Türkiye verilerine dayanmadığını, bu prevalans değerinin Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılmış araştırmalardan alıntılandığını, dolayısıyla “Türkiye’de her çocuktan biri otistik” sözünün bilimsel geçerlilik taşımadığını ve tahminden öteye geçmeyeceğini vurgulamaya çalışmıştım.

Hem bahsedilen günlük yayına hem de Otizm Platformuna aynı gün birer email yollamıştım. Haberin yazarı, sözkonusu makalenin Otizm Platformu oluşumunun sağladığı bilgiler ışığında hazırlandığını belirtmişti cevabında.

Bugün de Otizm Platformundan “Türkiye’de her 150 çocuktan biri otistik,” başlıklı yazının gerçekten ABD, Avustralya ve İngiltere’ye ait yaygınlık çalışmanlarına dayandığını açıklayan bir cevap geldi.

Sayın Dr.Karaca,

Otizm Platformu web sitesi ve mail serverında yaşanan teknik sorunlar nedeniyle mailinize gecikmiş cevabı kişisel mail adresimden veriyorum.

Mailinizdeki konularla ilgili cevabımız aşağıda ve ekli dosya da yer almaktadır, platform üye kuruluşlarının onayı ile değerli bir hocamız tarafından hazırlanmıştır.

Çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Saygılarımızla,
Otizm Platformu Koordinatör Yrd.

Sayın Dr. Karaca,

‘Otizm spektrum bozukluğuna’ tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kısaca ‘otizm’ denmektedir. Otizm Platformu tarafından yapılan açıklamada, otizm spektrum bozukluğunun günümüzde kabul edilen yaygınlığının 150 çocukta bir olduğu, ülkemizde de bu oranın geçerli olduğunun düşünüldüğü belirtilmeye çalışılmıştır. OSB gibi bir alanda yaygınlık çalışması yürütmek son derece zor ve masraflıdır. Dolayısıyla, ülkemizdeki kıt kaynakları yaygınlık araştırması yerine eğitime ayırmak çok daha yerinde olacaktır. Bu nedenle, dünya istatistiklerini kullanarak planlamalar yapmanın son derece yararcı bir yaklaşım olduğu inancındayız.

Saygılarımızla,
Otizm Platformu

Eki: osbyayginlik.pdf

Sorun biraz da burada, bu cevabın içinde gizli aslında.

Bir ülkede bir hastalığın sözcüsü olmaya, bir tıbbi durumla ilgili bilinç uyandırmaya soyunduğunuzda elinizde o ülkeye ait veri yoksa çok iyi bir iş çıkardığınızı iddia edebilir misiniz?

“OSB gibi bir alanda yaygınlık çalışması yürütmek son derece zor ve masraflıdır,” cümlesini ise tatminkar bulmuyorum.

Bence ucuz ve kolay olanı herkes yapabilir, ayrıcalıklı kılan kısıtlı imkanlar altında zoru başarmaktır.

Etiketler: , , , , ,

Otizm Haberi

Bu sabah deniz otobüsü beklerken elime tutuşturulan Gaste isimli kullan-at yayını karıştırıyordum. Sağlık sayfasında şöyle bir başlık “Türkiye’de her 150 çocuktan biri otistik.” “Yok artık,” dedim kendi kendime. “Kim yapmış bu istatistiği?”

Üşenmedim bir de email yazdım hem Otizm Platformu‘na hem de yazıyı yazan gazeteciye. Bakalım cevap gelecek mi?

“Sayın Baştuğ ve Sayın Otizm Platformu Yetkilisi,

Bugünkü (14 Mayıs 2008) Gaste’nin 10. sayfasında yeralan, “Türkiye’de her 150 çocuktan biri otistik” başlıklı yazınızda, otizmin ülkemizde görülme sıklığının “150 çocukta 1 (1:150)” olduğunu ifade etmişsiniz.

Otizm ve otizm spektrumuna ait rahatsızlıkların görülme sıklığının yakın geçmişteki artışını sanırım kimse inkar edemez. Ancak yazıda kullanılan (ve aynı şekilde Otizm Platformu’nun web sayfalarında da yayınlanan) rakamlar, Türkiye’ye ait veriler olmayıp, yurtdışı araştırmalardan alınmıştır. Bu da, sözkonusu istatistiklerin ülkemiz için de geçerli olduğu anlamına gelmediği gibi, aynı rakamların alındığı çalışmalar “gerçek anlamda otizm” insidansının 1000′de 1 veya 2 olduğunu ifade etmektedir.

Öte yandan, Asperger Hastalığı gibi otizm spektrumuna dahil edilen rahatsızlıkların sıklığının ise 1000′de 4′e (yani 166 çocukta 1) ulaştığı tahmin edilmektedir.

Kamuoyunda bilinç uyandırmak için yazdığınız yazıyı ve Otizm Platformu’nun girişimlerini gönülden takdir ediyorum. Fakat, ülkemiz için geçerli olup olmadığı kesin olmayan verilere dayanarak bu tür başlıklar atmanın da mesleki anlamda çok doğru bir iş olmadığı fikrindeyim.

Hem haberciler, hem de hekimler olarak halkımızı bilgilendirirken sorumlu davranmak ve ülkemiz insanına doğru bilgileri, meslek etiğine uygun iletmek önde gelen görevlerimizden olmalıdır.

Saygılarımla.”

Güncelleme: Bu emaile 10 Haziran 2008 tarihinde yanıt geldi. İlgili girdiyi şurada okuyabilirsiniz.

Etiketler: , , , ,