Ara   

Etiket Arşivi: “ticaret”

İlaç Şirketleri Eşantiyonlara Son Veriyor

Çok yakında doktor ofislerinde ve hastanelerde görmeye alıştığımız ilaç markaları ve ilaç şirketi amblemleri ile bezenmiş tükenmez kalem, bloknot, kupa ve bilimum ıvır-zıvır ortadan kaybolacak.

Code on Interactions with Healthcare Professionals isimli prensip metnini imzalayan büyük ilaç şirketleri, 1 Ocak 2009 tarihinden itibaren markalı ve amblemli hediyecikler dağıtmaya son vereceklerini açıkladılar.

Geçtiğimiz yıl Amerika’da 16 milyar dolar tutarında ilaç numunesi dağıtan ilaç sektörü, hediyecikler, yemekli toplantılar ve benzeri promosyona yönelik kalemler için de 6 milyar dolar harcamış!

Bu 6 milyar dolar nelere akmış fikir edinmek isterseniz Texas’ta iç hastalıkları ihtisası yapan bir asistanın ilaç mümesillerinden aldığı hediyeleri sergilediği blogu drugreptoys.blogspot.com bulabilirsiniz.

Kaynakça

Singer N. No Mug? Drug Makers Cut Out Goodies for Doctors [Internet]. The New York Times. 2008 Dec 31;[cited 2009 Jan 5 ] Available from: http://www.nytimes.com/2008/12/31/business/31drug.html?_r=1

İlginizi Çekebilir

  1. Coyle SL. Physician-industry relations. Part 1: individual physicians. Ann Intern Med. 2002 Mar 5; 136(5):396-402.
  2. Coyle SL. Physician-industry relations. Part 2: organizational issues. Ann Intern Med. 2002 Mar 5; 136(5):403-6.

Etiketler: , , , , , , , ,

Biodiesel

Beverly Hills’li plastik cerrah Craig Alan Bittner, liposuction vakalarında hastalarından aldığı yağı otomobilinde biyoyakıt olarak kullandığını Internet sitesinde duyurunca başına gelmeyen kalmadı.

Hakkında büyük bir toplum sağlığı soruşturması ve çeşitli davalar açılan doktorun ülkeyi terkettiği düşünülüyor. Bu tuhaf öykünün devamını bu haftaki Forbes’da bulabilirsiniz.

Kaynakça

Peter C. Beller, “Fill ‘Er Up With Human Fat,” Forbes, December 22, 2008

Etiketler: , , , , , , ,

Sproingulate Hcl

Sürekli ciddi yazmak olmaz. Dün gece NBC’nin skeç komedi programı Saturday Night Live‘da seyrettiğim bir ilaç reklamı parodisine o kadar güldüm ki burada paylaşmak istedim.

http://www.mehmet.com/wp-content/uploads/2008/12/sproingo.flv

Televizyonda ilaç reklamı yapmanın serbest olduğu Amerika’da yayınlanan “erektil disfonksiyon” tedavisi reklamları imalı anlatımlarıyla bu skeçten pek de farklı değil.

Etiketler: , , , , , , , , , , , ,

Ozon Tedavisi

Bugün meslektaşım sayın Dr. Ruhi Çakır’dan19 Temmuz 2008 tarihinde yazmış olduğum Koli Basili, Ozon ve Sevimli Keneler başlıklı girdi ile ilgili düşündürücü bir yanıt aldım ve onunda izniyle burada hem onun yanıtına yer vermek hem de cevap niteliğindeki düşüncelerime açıklık kazandırmak istedim.

Aşağıda belli bölümlerine yanıt verdiğim sayın Dr. Ruhi Çakır’ın gönderdiği tamamını şurada bulabilirsiniz.

25 yıllık hekim olan sayın Çakır, sağlam bilimsel tabanı olmayan tıbbi girişimlere yönelik fikirlerimi ne yazık ki bir itham olarak algılanmış. Amacımın kesinlikle bu olmadığını ve kimi çevrelerce maksadını aştığı algılanabilecek sözler sarfetmiş olabileceğimi ifade ettikten sonra, kendi duruşuma açıklık getirmeye çalışacağım.

Bilimin asla kabul etmeyeceği tek şey dogmalardır. Bu yüzden dogmatik davrandıysam eğer, özür dilerim. Blog formatının gereği, fazla ölçüp tartmadan yazıp çizmekteyim. Bu yüzden herhangi bir tedavi modalitesine karşı işe yarar ya da yaramaz şeklinde hüküm bildirmek için veriye, diğer bir deyimle kaliteli kanıta gereksinim vardır.

Bilimsel kanıt kalitesine göre gruplandırılır. En güçlü kanıtların radomized-controlled trial adı verilen çalışmalardan, en zayıf kanıtların ise vaka sunumları gibi anektodal çalışmalardan geldiği kabul edilir. Belirtmek gerekir ki, ozon tedavisi ile ilgili kaynak gösterilen çalışmaların bütüne yakınını küçük vaka serileri ve diğer anektodal bilgiler oluşturmaktadır.

Şu anda otoritelerin görüşü ozon tedavisini tamamlayıcı tedavi olarak tavsiye edebilmek için bile yeterince kanıt olmadığı noktasındadır. Amerika Birleşik Devletleri’ni bir yana bırakalım, Malezya hükümeti bile yayınladığı bir rapor ile bu biçiminin kullanımını destekler yeterli veri olmadığını duyurmuştur.

Bir bilim insanının bu tür zayıf kanıtlara dayanarak ozon tedavisinin plasebodan daha etkili olduğunu düşünmesini bekleyemezsiniz. Benzer şekilde kaliteli kanıt yokluğunda ozon tedavisinin “her şeyi iyileştiren mucize tedavi” olarak tanıtılması da her sağduyulu pozitif bilimciye rahatsızlık verecektir.,

“Amerikada ozon tedavisi yasak değil bazı ozon tedavisi yöntemleri yasaktır.”

Sayın Dr. Çakır ABD’de ozon tedavisinin yasak olmadığını belirtmiş. Bu hususta kendisine katılmak zorundayım. Zira pek çok eyalette ozon tedavisi yasak değil yasadışıdır. FDA ozon jenaratörü üreten bazı şirketlerle hala mahkemeliktir ve izinsiz ozon tedavisi yapan pek çok doktorun lisansları iptal edilerek meslekten men edilmişlerdir.

“…ilaç endüstrisinin çok güçlü olduğu bu ülkede ozon tedavisinin yayılmasından çekinilmektedir…”

Amerika’da uzun seneler çalışmış, uzmanlık ve üst-uzmanlık eğitimini orada almış bir hekim olarak Amerikan tıbbının oldukça açık fikirli, pragmatik ve maliyete hassas olduğunu vurgulamam gerekir. Eğer ozon tedavisi gibi göreceli olarak masrafsız yöntemlerin gerçekten başarılı olduğuna ilişkin kaliteli kanıt üretebilirseniz bu yöntemleri dünyada ilk kullanacak olan ülkenin ABD olduğuna sizi temin ederim.

“Ozon tedavisinden dolayı dünyada hayatını kaybeden tek vaka yoktur.”

Sayın Dr. Çakır ozon tedavisinden dolayı hayatını kaybeden tek vaka yoktur demiş ama ozon tedavisi sırasında hayatını kaybetmiş kişiler ile ilgili bilimsel yayınlar bile mevcut. Bunlardan Amerikan Adli Tıp ve Patoloji dergisinde yayınlanan biri, ülkemizde bolca promosyonu yapılan otohemotransfüzyon (kişinin kendi kanının ozon ile işlemden geçirilip tekrar kişiye verilmesi) sırasında gerçekleşmiş.

D Marchetti and G La Monaca, “An unexpected death during oxygen-ozone therapy,” The American Journal of Forensic Medicine and Pathology: Official Publication of the National Association of Medical Examiners 21, no. 2 (June 2000): 144-7, doi:10871129.

“Kişilerin yarar görmediği bir tedavinin hiç bir şekilde gelişmesi ve yayılması mümkün değildir.”

Kaba bir benzetme olacak ama, bu bana yıllar önce meslektaşlarımızın kilolu hastalarına zayıflamaları için sigara içmelerini tavsiye edişlerini hatırlatıyor. Tütün tüketiminin uzun vadede neden olacağı zararlardan habersiz doktorlar, mide bulantısından obeziteye, hazımsızlıktan dikkat dağınıklığına pek çok belirti için hastalarına sigara içmelerini önermişlerdi.

İyi hissetmenizi sağlıyorsa mutlaka faydalıdır demek doğru olabilir mi?

Mesleğimizin üzerinde yükseldiği temel prensip, “önce zarar verme” ise, doğası gereği zehirli bir gaz olan ozonu, uzun dönemdeki etkilerini bilmeden ve neden olduğu geçici iyilik halinden yola çıkarak hastalara önermek ne kadar doğrudur?

Bu davranış biçimi “önce zarar verme” prensibi ile bağdaşır mı?

Başa dönersek, bilimin asla kabul etmeyeceği tek şey dogmalardır ve insanlar içlerinde bir yerde mucizelerin varlığına inanmak ister.

İnsanların kendilerine mucize vadeden kişileri takip edeceği, benim usturupsuzca şarlatan diye nitelendirdiğim kişilere varlarını yoklarını vermeye hazır olduğu sosyoloji ve tarih bilimlerince defalarca belgelenmiştir.

Sayın Dr. Çakır’ın belirttiği gibi, son yıllarda ülkemizde açılan ozon tedavisi merkezlerinin sayısının 150’ye ulaşması da toplumca inanmak istememizle ilgili olabilir.

Ben de her insan gibi mucizelere ve insanların muzdarip olduğu her tür hastalığa iyi gelen, handiyse sıfır maliyetli tedavilerin varlığına inanmak istiyorum.

Toplum genelinden farklı olarak beni ikna edecek bu “cure-all” tedavileri gündüz kuşağı programlarında pazarlayan meslektaşlarım ya da “ilaç endüstrisi ozon tedavisinin gelişimini sabote ediyor” türünden komplo teorileri değil, sadece somut ve valide edilmiş bilimsel verilerdir.

Sağlık Bakanlığı ve Türk Tabipler Birliği’nin hazırladıkları yönetmelikleri gönülden destekliyor, asgari kontrole tabi bir alana, bir nebze denetim getirmek adına atılmış önemli bir çaba olarak görüyorum… Önemli ama yetersiz Malezya hükümetinin dahi konuya gösterdiği duyarlılığa yetişemeyen bir çaba.

Ozon tedavisinin işe yaradığını gösterir, peer-reviewed dergilerde yayınlanmış ilk çift-kör randomized-controlled çalışmayı ve ozon tedavisinin uzun dönemde geri dönüşü olmayan hasarlara yol açmadığına dair prospektif bir incelemeyi gördüğüm gün emin olunuz ki konunun en önemli savunuclarından biri ben olacağım.

Finansal Bildirim: Dr. Ruhi Çakır, Eser-Medikal Sağlık Hizmetleri Tic.Lt.Şti. bünyesinde yer alan MediOzon Kliniklerinin sahibidir.

Etiketler: , , ,

USPSTF Kolonrektal Kanser Tarama Tavsiyelerini Güncelledi

United States Physician Services Task Force kolorektal kanser taraması ile ilgili tavsiyelerini güncelledi. Güncellenmiş metin bugün Annals of Internal Medicine‘da yayınlandı.1 Yeni tavsiyeleri aşağıdaki şekilde özetlemek mümkün.2

1. Tarama yüksek hassasiyete sahip yeni jenerasyon dışkıda gizli kan testiyle, sigmoidoskopi ve dışkıda gizli kan kombinasyonuyla ya da kolonoskopiyle yapılabilir

2. 50 yaşından sonra yapılan taramaları tutarlı biçimde negatif sonuçlanan kişilerin, 76-85 yaş aralığında rutin olarak taranmasına gerek yoktur

3. 85 yaşından sonra tarama yapılmamalıdır

Kurum, tarama sıklığı ile ilgili spesifik tavsiyelerde bulunmamakla beraber, aşağıdaki takvimin uygun olabileceğini de ima etmiş, ki burada hiç fazla bir değişiklik yok.

1. Senede bir hassas test ile dışkıda gizli kan aranabilir

2. Beş yılda bir sigmoidoskopi ve üç yılda bir hassas test ile dışkıda gizli kan kombinasyonu kullanılabilir, ya da,

3. 10 yılda bir kolonoskopi yapılabilir.

Geçtiğimiz Mart American Cancer Society‘nin kendi tavsiyelerini yayınladığından ve bu tavsiyelerde dışkıda kanser DNA’sı aranması, CT kolonoskopi gibi daha güncel yöntemlere de yer verdiğinden bahsetmiştim.3

O günden bu yana özellikle CT kolonoskopi kullanımını destekleyici sağlam araştırmalar yayınlandı. Tavsiyeleri konusunda muhafazakarlığıyla tanınan USPSTF mevcut verilerin bahsedilen yeni yöntemlerin rutin kullanımını destekleyecek güçte olmadığı sonucuna varmış.

Komplo teorisyeni içsel diyalog:

Neticede bir devlet kurumu olan USPSTF’un bu muhafazakarlığında ekonomik parametrelerin ne ölçüde rol oynadığını merak ediyorum doğal olarak. Malum, Amerika’da ve dolayısıyla dünyada bir finansal kriz yaşanmakta…

Kaynakça

  1. Screening for Colorectal Cancer: U.S. Preventive Services Task Force Recommendation Statement [PMID:18838716]
  2. Yeni tavsiyelerin PDF formatında, tablo olarak düzenlenmiş özeti
  3. American Cancer Society Guidelines for the Early Detection of Cancer

Etiketler: , , , , , , , , , , ,