mehmet.com
tıp ve teknoloji blogu
Hasta Hakları
Bilinçli bir sağlık tüketicisi olmanın yolu hasta hakları konusunda bilgi sahibi olmaktan geçiyor. Hasta hakları konusunda bilgilenmek istiyorsanız işe Hasta Hakları Platformu‘nun web sayfalarına gözatarak, ya da oluşumun hazırladığı Hasta Haklarını Öğrenin görsellerini izleyerek başlayabilirsiniz.
Kaynakça
Koli Basili, Ozon ve Sevimli Keneler
Türkiye benzeri görülmemiş sağlık skandallarının ülkesi. İstanbul’un şebeke suyunda, hayati tehlike yaratacak düzeyde koli basili olduğu açıklandı. Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/news/453513.asp.
Ne sağlık bakanı, ne İSKİ görevlileri konuyla ilgili tek bir açıklama yapmadı henüz. Denetim kuruşuları da bu suya nasıl kullanılır onayı verdiklerini açıklamadılar. Tecrübe ile sabit ki çok mecbur kalmadıkça yapmayacaklar da.
Öbür taraftan yargı da onların görev ve sorumluluklarını yerine getirmeyişlerine seyirci kalacak. Haklarında işlem yapılmayacak. Medeni bir ülkede bu ölçekte bir rezalet zincirleme istifalara neden olur, özürler dilenir, tazminat davaları açılırdı.
Medeniyet istikametinin tersine hızla felakate doğru sürüklenen Türkiye’de ise konuyla ilgili yetkili yetkisizler pişkinliklerini ve sessizliklerini muhafaza etmekteler.
Rezaletler yelpazesinin diğer ucunda ise son günlerin şarlatanlık trendi “ozon tedavisi” var. Her akşam çeşitli televizyon kanallarında bu sözde tedavi her derde devaymış gibi lanse ediliyor.
Toksik ozon gazının tıbbi kullanımı, ozon jenaretörlerinin pazarlanması Amerika’da pek çok eyalette yasak. Bunun nedeni ise ozon tedavisi sonucu yanılmıyorsam dört kişinin hayatını kaybetmiş olması. Gizli olarak ozon tedavisi uygulayanlara ise ağır cezalar uygulanıyor.
Söz konusu tedavinin yararını, ne tür zararlı etkileri olduğunu belgeyen geniş ölçekli ve valide edilmiş tek bir çalışma yok. Bizim yetkisiz yetkililer bu konuyla ilgili ne yapıyor? Doğru tahmin ettiniz. Nada. Zilch.
Hızla yayılan Kırım Kongo Kanamalı Ateşi ve kene paniği için yegane önerisi “pantalon paçalarınızı çorabınıza sokun” olan bir sağlık bakanına sahip ülkemizde daha fazlasını beklemek de hata zaten.
Fat Camp
Muzaffer Kuşhan’ın fat camp tutsakları ATV ana haberde “üç haftada 12 kilo verdim, birbuçuk ayda 19 kilo kaybettim, haftada ortalama 5 kilo veriyoruz,” şeklinde saçmalıyorlardı az önce.
Yanlarındaydı Muzaffer bey. Bu bilimsellikten uzak iddiaları başını pişkince sallayarak onaylıyordu. Gelin sizinle şöyle bir hesap yapalım en basitinden. Bir haftada 4 kilo yağ yakmak ne kadar mümkündür görelim.
Haftada 4000 gram vermek günde 571 gram vermek demek. 1 gram yağ 9 kcal enerji depoladığına göre 571 gram yağ yakmak için günlük gereksinimimden 5139 kalori az tüketmem lazım.
Böyle birşey mümkün olamayacağına göre kaba bir hesapla benim günlük enerji ihtiyacımın 1900 kcal olduğunu düşünülürse, haftada 4 kilo vermek için bir şekilde günde 7039 kcal yakmalıyım.
Peki o kadar kaloriyi nasıl yakarım?
Saatte 15-25 kilometre hızla durmaksızın 12 saat bisiklete binebilirim, ya da hiç durmadan 6 saat koşarak merdiven tırmanabilirim.
Hem de aç karnına!
Sanırım anlatabildim derdimi.
P.S. 23 Ağustos 2008 gecesi, yukarıdaki yazıya ilham olan haberin üzerinden üç buçuk ay sonra bu kez de Fox ana haber bülteninde yayınlandı. Hayırlı işler.
Otizm Platformu’nun Yanıtı
Mayıs ortalarında ücretsiz gazete Gaste’de Otizm Platformu’nun sağladığı verilere dayanılarak yapılan “Türkiye’de her 150 çocuktan biri otistik” başlıklı haberi konu alan bir girdi yazmışım.
O girdide haberin Türkiye verilerine dayanmadığını, bu prevalans değerinin Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılmış araştırmalardan alıntılandığını, dolayısıyla “Türkiye’de her çocuktan biri otistik” sözünün bilimsel geçerlilik taşımadığını ve tahminden öteye geçmeyeceğini vurgulamaya çalışmıştım.
Hem bahsedilen günlük yayına hem de Otizm Platformuna aynı gün birer email yollamıştım. Haberin yazarı, sözkonusu makalenin Otizm Platformu oluşumunun sağladığı bilgiler ışığında hazırlandığını belirtmişti cevabında.
Bugün de Otizm Platformundan “Türkiye’de her 150 çocuktan biri otistik,” başlıklı yazının gerçekten ABD, Avustralya ve İngiltere’ye ait yaygınlık çalışmanlarına dayandığını açıklayan bir cevap geldi.
Sayın Dr.Karaca,
Otizm Platformu web sitesi ve mail serverında yaşanan teknik sorunlar nedeniyle mailinize gecikmiş cevabı kişisel mail adresimden veriyorum.
Mailinizdeki konularla ilgili cevabımız aşağıda ve ekli dosya da yer almaktadır, platform üye kuruluşlarının onayı ile değerli bir hocamız tarafından hazırlanmıştır.
Çalışmalarınızda başarılar dileriz.
Saygılarımızla,
Otizm Platformu Koordinatör Yrd.
Sayın Dr. Karaca,
‘Otizm spektrum bozukluğuna’ tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de kısaca ‘otizm’ denmektedir. Otizm Platformu tarafından yapılan açıklamada, otizm spektrum bozukluğunun günümüzde kabul edilen yaygınlığının 150 çocukta bir olduğu, ülkemizde de bu oranın geçerli olduğunun düşünüldüğü belirtilmeye çalışılmıştır. OSB gibi bir alanda yaygınlık çalışması yürütmek son derece zor ve masraflıdır. Dolayısıyla, ülkemizdeki kıt kaynakları yaygınlık araştırması yerine eğitime ayırmak çok daha yerinde olacaktır. Bu nedenle, dünya istatistiklerini kullanarak planlamalar yapmanın son derece yararcı bir yaklaşım olduğu inancındayız.
Saygılarımızla,
Otizm Platformu
Eki: osbyayginlik.pdf
Sorun biraz da burada, bu cevabın içinde gizli aslında.
Bir ülkede bir hastalığın sözcüsü olmaya, bir tıbbi durumla ilgili bilinç uyandırmaya soyunduğunuzda elinizde o ülkeye ait veri yoksa çok iyi bir iş çıkardığınızı iddia edebilir misiniz?
“OSB gibi bir alanda yaygınlık çalışması yürütmek son derece zor ve masraflıdır,” cümlesini ise tatminkar bulmuyorum.
Bence ucuz ve kolay olanı herkes yapabilir, ayrıcalıklı kılan kısıtlı imkanlar altında zoru başarmaktır.
Internet’te Sağlık Şarlatanları
Google’ın Adsense üzerinden benim gibi milyonlarca içerik sağlayıcıyı da alet ederek yayınladığı sağlık şarlatanlarının reklamları beni hem çok güldürüyor hem de üzüyor.
Bu reklamlarla hiçbirşeyliklerini dünyaya hadsizce ilan etmekte olan şarlatanların embesilliğimi mi acı, yoksa çaresizlik içinde şark kurnazlarının sahte vaatlerine kanarak onlara para ödeyenlerin durumu mu karar veremiyorum.
Aslında acılığı en kesin olan, Sağlık Bakanlığı’nda suya sabuna dokunmadan oturup Türk insanının suistimaline, ot-bokla zehirlenmesine seyirci kalanların ve Milli Eğitim Bakanlığı’nda “Türk İnsanının Sistematik Cahilleştirilmesi Projesini” yönetenlerin hali ve sonudur.
Çünkü evrende karma vardır beyler, siz onu ilahi adalet diye bilirsiniz. Adına ne derseniz deyin günün birinde karma işiğini gereğince yapmayanları yakalar ve sivri dişlerini kıçlarına geçirir. Neye uğradığınızı anlamazsınız.


w3c